Gölyazı

Bursa'nın Nilüfer İlçesi'ne bağlı Gölyazı, tarihî adı Apolyont olan Uluabat Gölü ile kucaklaşan bir yarımada. Eskiden gölün suları yağışlarla yükselince köyün kurulu olduğu alan adaya dönüşürmüş, ama şimdilerde bir yandan yağışların azlığı, öte yandan da köprü bu dönüşümü olanaksız kılıyor.
200 yaşındaki Rum evleri, koruma altındaki kuşlar 733 yıllık anıt ağaç "Ağlayan Çınar"  Gölyazı'yı görülesi kılan özelliklerden sadece birkaçı.

Bursa’dan İzmir’e uzanan karayolunun 35. kilometresindeki Gölyazı levhaları, zeytinlikler eşliğinde kıvrıla kıvrıla Apolyont’un kıyısına çıkarıyor yolcularını. Uluabat Gölü ya da eski adıyla Apolyont’a uzanmış ince uzun bir yarımadanın üzerine kurulu kırmızı kiremit çatılı evleriyle Gölyazı, zarif bir kadının boynundaki alımlı bir kolyeyi andırıyor ilk bakışta. Gölün kuzey kıyısında, küçük bir yarımada ile hemen karşısındaki adacığın üzerine kurulan köyün iki yakası, ince uzun bir taş köprüyle birbirine bağlanıyor. Modern zamanlara inat Gölyazı’da son sözün hâlâ doğada olduğu açıkça görülebiliyor. Tektonik bir çöküntü sonucu oluşmuş, 156 kilometrekare büyüklüğündeki Uluabat, en derin yeri 10 metreyi geçmeyen sığ bir göl. Kış aylarında dört metre kadar yükselen göl suları, köyün iki mahallesini birbirine bağlayan yarımadayı daraltarak bir ada görünümüne büründürüyor. Apolyont’a yolunuz kıyılarının kır çiçekleriyle kaplandığı ilkbahar aylarında düşerse, onu ömrünüzde hiç görmediğiniz kadar çok kuş türüyle tanıştığınız yer olarak hatırlayacaksınız

Tamamı birinci derece sit alanı olan Gölyazı 2006'da Tarihî kentler Birliği'ne üye oldu. 2005'de, Toplum Gönüllüleri Vakfı TOG üyesi gençler 200 evi boyadı, tamiratlar yaptı. 2006'da ise Avusturya, Hollanda, Fransa ve Kanada'dan gelen sanatçılar Gölyazı'yı açıkhava müzesine çevirdiler ama ne yazık ki, sokakta sergilenen birçok eserin başına gelenler Gölyazı'da da yaşandı: "Dijital dilek ağacı ve dijital yatır" isimli eser birileri tarafından tahrip edildi, eserin orijinalinde yer alan bilgisayar kasaları ve cd kutuları çalındı.